منتديات جوهرة الاسلام
تسجل معنا بالمجان واحصل على منتدى او موقع

منتديات جوهرة الاسلام

منتدى يأخدك الى عالم المعرفة والاكتشاف في كل المجالات
 
الرئيسيةاليوميةس .و .جبحـثالأعضاءالمجموعاتالتسجيلدخول
المواضيع الأخيرة
فتاوى واسئلة عن الاسلام
افحص جهازك بالمجان
منتدى الزواج الاسلامي
saad lchgar
موقع صباغة الديكور والفيرني
منتدى يسوع
كل البرامج تجدها هنا
جمعية الزهور zohor
ابحت عن عمل
اكبر تجمع عربي على النت
التجارة مع الله
منتدى اسلامي للنساء
ألعب مجانا بدون تحميل

شاطر | 
 

 KIYAMET VE TAĞUTLAR

استعرض الموضوع السابق استعرض الموضوع التالي اذهب الى الأسفل 
كاتب الموضوعرسالة
haakan
وسام ذهبي
وسام ذهبي
avatar

ذكر عدد الرسائل : 655
نقاط : 1830
تاريخ التسجيل : 16/07/2009

مُساهمةموضوع: KIYAMET VE TAĞUTLAR   الإثنين أغسطس 31, 2009 2:50 pm

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Ebu Hureyre (r.a)'den şöyle rivayet edilmiştir:

Sahabeler: «Ya Rasulallah! Kıyamet gününde biz Rabbimizi görecek miyiz?» diye sordular. Rasulullah da:

«Ayın on dördüncü gecesi ayı görmek hususunda şüphe ve ihtilaf eder misiniz?» diye sordu. Sahabeler:

«Hayır, ya Rasulallah! Bunda ihtilaf etmeyiz» deyince Rasulullah (s.a.s) tekrar:

«Ya görmeye engel hiçbir bulut yokken güneşi göreceğinizden şüphe ve ihtilaf eder misiniz?» diye sordu. Sahabeler:

«Hayır, ya Rasulallah! Bunda da ihtilaf etmeyiz» dediklerinde bu kez Rasulullah şöyle buyurdu:

«İşte Allah'ı siz böyle apaçık göreceksiniz. Kıyamet gününde insanlar haşrolunacak (yani; bir araya toplanacak). Allah (c.c):

«Her kim neye ibadet ve itaat ediyordu ise onun ardına düşsün» buyuracak. Yahut Allah'ın emriyle bu sözü diyen diyecek. Artık kimi güneşin, kimi ayın, kimisi de tağutların ardına düşüp gidecek. Yalnız bu ümmet, içlerinde münafıkları da olduğu halde durup kalacak. Allah Tebareke ve Teala hazretleri onlara evvelce tanıdıklarından başka bir surette gelip:

«Ben sizin Rabbinizim» buyuracak. Onlar Rablerini o tecelli ile tanıyamayacakları için:

«Senden Allah'a sığınırız. Rabbimiz bize geldiğinde biz O'nu tanırız» diyecekler. Allah Azze ve Celle hazretleri onlara bu defa tanıdıkları surette gelip:

«Ben sizin Rabbinizim» buyuracak. Onlar da:

«Evet, sen bizim Rabbimizsin» diyecekler. Ve Allah (c.c)'nun onları çağırması üzerine O'na tabi olacaklar. Cehennemin de tam ortasına sırat (yani; köprü) kurulur. Ümmetimi onun üstünden en evvel geçirecek olan ben olacağım. O gün Rasullerden başka hiçbir kimse korku ve dehşet dolayısıyla konuşamaz. Rasullerin de o günkü sözü: «İlahi selamet ver»den ibaret olacaktır. Cehennemde sa'dan (dikenli bir bikti) dikenlerine benzer çengeller vardır. (Rasulullah (s.a.s) sahabelere hitaben): «Sa'dan dikenlerini hiç görmüşlüğünüz var mı?» diye sordu: Sahabeler de: «Evet, vardır» cevabını verince Rasulullah (s.a.s) sözüne şöyle devam etti: İşte bu çengeller de sa'dan dikenlerine benzer. Ancak şu var ki; ne kadar büyük olduklarını yalnız Allah (c.c) bilir. İşte bunlar insanları kötü amellerinden dolayı kapıp alırlar. Kimi kötü ameli dolayısıyla helak olur. Kimi hardal tanesi kadar ezim ezim ezildikten sonra kurtulur. Nihayet Allah (c.c) cehennem ehlinden her kime rahmet etmişse onları çıkaracak. Dünyada iken sadece Allah'a ibadet etmiş olanları çıkarmalarını meleklere emredecek, onlar da onları çıkaracaktır. Melekler mü’minleri secde azalarındaki izlerden tanıyacaklardır. Ve işte onlar öylece çıkarılacaklardır. Allah (c.c) secde izlerini yiyip mahvetmeyi cehennem ateşine haram kılmıştır. Bununla beraber ademoğlunun bütününü cehennem ateşi yer de yalnız secde izlerini yiyemez. O mü'minler ateşten kavrulup kapkara çıkarılacaklar. Üzerlerine hayat veren bir su dökülecek de akarsu kenarında yabani reyhan tohumları nasıl çabuk biterse yeniden öyle biteceklerdir. Sonra Allah-u Teala ve Tekaddes hazretleri kulları arasında hüküm ve kazayı sona erdirir. Ancak cennet ile cehennem arasında yüzü ateşe dönük bir kimse kalır ki, o cennete girecek, cehenneme girmiş mü'minlerin sonuncusu olacaktır. O kimse:

«Ya Rabbi! Yüzümü şu ateşten döndür. Kokusu beni zehirliyor. Alevi beni yakıp duruyor» diyecek. Adamcağız dua ve niyazda bulunacak. Sonunda Allah (c.c) ona diyecek ki:

«Senin bu dediğin yapılacak olursa, acaba başka birşey daha istemeyecek misin?» O ise:

«Celal ve izzetine yemin olsun ki, hayır» diyecek. Ve Allah (c.c)'ya Allah'ın dilemesine bağlı olarak söz verecek. Ondan sonra Allah (c.c) onun yüzünü cehennem tarafından cennet tarafına çevirecek. Yüzünü cennete doğru döndürünce cennetin güzelliğini görecek. (Lakin istemeye utanıp) Allah'ın dilediği kadar bir müddet sustuktan sonra:

«Ya Rabbi! Beni cennetin kapısına yanaştır» diyecek. Allah (c.c) da:

«Evvelce istediğinden başka hiçbir şey istemeyeceğine söz vermiş değil miydin?» diye kendisini susturacak. O da:

«Ya Rabbi! Yarattıklarının en bedbahtı ben mi olayım?» cevabını verecek. Bunun üzerine yine Allah (c.c):

«Bunu da sana verirsem başka birşey isteyecek mi sin?» diyecek. O da:

«Celal ve izzetine yemin olsun ki, hayır. Bundan başka birşey isteyecek değilim» cevabını verecek. Ve Rabbi Celiline dilediği sözü verdikten sonra Rabbi Teala ve Tekaddes hazretleri onu cennetin kapısına yanaştıracak. O kimse cennet kapısına varıp da ondaki güzellik ve hoşluğu ve içindeki ender şeyleri ve sevinci görünce yine utanıp Allah'ın dilediği kadar bir müddet sükut edecek. Sonra:

«Ya Rabbi! Beni içeriye sok» diyecek. Allah Azze ve Celle de:

«Allah layığını versin ey ademoğlu! Sen ne sözünde durmaz kimsesin. Sen verdiğimden başka hiçbir şey istemeyeceğine daha evvel söz vermiş değil mi idin?» buyuracak. O da:

«Ya Rabbi! Yarattıklarının en bedbahtı ben mi olacağım?» Bu söz üzerine dua ve niyazını tekrar ede ede nihayet Allah (c.c) ona gülecek ve cennete girmesine izin verecek. Oraya alırken de ona:

«Dilekte bulun» buyuracak. O da uzun boylu dileklerde bulunacak. Nihayet dilekleri kesilince Allah (c.c):

«Bunlardan başka şunu da, bunu da iste» buyuracak ki, istenen şeyleri Rabbi Teala ve Tekaddes hazretleri aklına getirecek. Nihayet bu türlü dileklerin hepsi bitince Allah (c.c):

«Bunların hepsi ve bir O kadar dahası hep senindir» buyuracaktır.

(Hadisi Ebu Hureyre'den rivayet edenlerden biri olan Ata b. Yezid-i Leysi der ki: «Ebu Hureyre bunu rivayet ederken Ebu Said-i Hudri de oturuyor ve Ebu Hureyre'nin dediklerinden hiçbir şeyi değiştirmeye gerek görmüyordu. Ta: «Bunların hepsi ve o kadar dahası hep senindir» sözüne gelince Ebu Said-i Hudri (r.a) Ebu Hureyre r.a)' ye: «Rasulullah (s.a.s), Allah Azze ve Celle: «Bunların hepsi ve daha on misli senindir» buyuracaktır, demiştir» dedi. Ebu Hureyre: «Rasulullah (s.a.s)'den yalnız: «Bunların hepsi ve bir o kadar dahası senindir» 'buyurduğunu bellemişim» dedi. Ebu Said ise: «Bunların hepsi ve daha on misli senindir» buyurduğunu ben işittim» dedi.(Buhari-Müslim)



HADİSTEN NE İSTİFADE EDERİZ

1 - Güneş tutulduğu zaman kıyamda uzun bir süre kalarak namaz kılmak sünnettir.

2 - Allah, insanı yarattığında ona bazı özellikler vermiştir. Bu hususiyetlerden birisi de korku ve heyecandır. Korku ve heyecan anında abdest alıp herşeyi yoktan vareden Allah'a yönelmek ve namazla O'ndan yardım istemek, böyle kötü hallerin üzerimizden gitmesine vesile olacaktır. Bu, Allah Rasulü'nün bizatihi uygulamasıyla da teyid edilmiştir.

3 - Kabirde hayat, sorgu ve azab haktır. Ölen kimseye kabir sorgusunu münker ve nekir melekleri yapar. Dünyada iken tevhidin manasını bilip tasdik ederek inanan ve bunu hayat pratiğine aksettirenler, kendisine Allah ve Rasulünden gelen her habere kayıtsız şartsız teslim olanlar, kısacası mü'minler bu sorulara kolayca ve tereddütsüz cevab vereceklerdir. Allah'ın dinini inkar edenler veya iman hususunda cehaletleri ve tereddütleri bulunanlar ise kabir suali karşısında şaşkın ve çaresiz kalacaklar, hiçbir şekilde bu sorulara doğru cevab veremeyeceklerdir.




الرجوع الى أعلى الصفحة اذهب الى الأسفل
 
KIYAMET VE TAĞUTLAR
استعرض الموضوع السابق استعرض الموضوع التالي الرجوع الى أعلى الصفحة 
صفحة 1 من اصل 1

صلاحيات هذا المنتدى:لاتستطيع الرد على المواضيع في هذا المنتدى
منتديات جوهرة الاسلام :: türk kardeşler için-
انتقل الى: