منتديات جوهرة الاسلام
تسجل معنا بالمجان واحصل على منتدى او موقع

منتديات جوهرة الاسلام

منتدى يأخدك الى عالم المعرفة والاكتشاف في كل المجالات
 
الرئيسيةاليوميةس .و .جبحـثالأعضاءالمجموعاتالتسجيلدخول
المواضيع الأخيرة
فتاوى واسئلة عن الاسلام
افحص جهازك بالمجان
منتدى الزواج الاسلامي
saad lchgar
موقع صباغة الديكور والفيرني
منتدى يسوع
كل البرامج تجدها هنا
جمعية الزهور zohor
ابحت عن عمل
اكبر تجمع عربي على النت
التجارة مع الله
منتدى اسلامي للنساء
ألعب مجانا بدون تحميل

شاطر | 
 

 Ahiret İçin Şevkle Çaba Göstermenin Önemi

استعرض الموضوع السابق استعرض الموضوع التالي اذهب الى الأسفل 
كاتب الموضوعرسالة
haakan
وسام ذهبي
وسام ذهبي
avatar

ذكر عدد الرسائل : 655
نقاط : 1830
تاريخ التسجيل : 16/07/2009

مُساهمةموضوع: Ahiret İçin Şevkle Çaba Göstermenin Önemi   الخميس أغسطس 27, 2009 7:20 am

İman edenler gelmiş geçmiş tüm Müslümanlar arasında Allah'a en yakın insan olabilmek ve eni göklerle yer kadar olan cennete kavuşmak için yarışmalıdırlar. Çünkü Allah, Kuran ayetlerinde, iman edenleri Kendi rahmetine kavuşabilmeleri için büyük bir şevkle hayırlarda yarışıp öne geçmeye çağırmaktadır.

İnsanların büyük çoğunluğu, din ahlakını yaşama konusundaki şevksizliği sıradan bir durgunluk ve tembellik hali olarak algılar, dolayısıyla bu durumu telafi etmek için herhangi bir çaba harcamazlar. Bunun, kendilerini sonsuza kadar büyük bir kayba sürükleyebilecek, önemli bir eksiklik olduğuna ihtimal vermezler. Oysa Kuran'da bu hastalığa dikkat çekilmiş ve insanlar böyle bir tehlikeye karşı uyarılmışlardır. Çünkü insanların, şevksizliğin neden olduğu zararları ahirette bir daha telafi etme imkanları olmayacaktır. (En doğrusunu Allah bilir.) Bu kimselerin şevksizlikleri nedeniyle uğradıkları kayıplardan bazılarını özetlemekte fayda vardır.

Şevksiz Hareket Edenlerin Ne Tür Kayıpları Olur?

Yüce Allah'ın Desteğinden Mahrum Kalırlar

Kuran'da; "... Allah Kendi (dini)ne yardım edenlere kesin olarak yardım eder. Şüphesiz Allah, güçlü olandır, aziz olandır." (Hac Suresi, 40) ayetiyle de hatırlatıldığı gibi, Allah din ahlakına şevkle sarılanların, Allah'ın rızasını kazanmak uğruna canla başla çalışanların yardımcısıdır. Bu konuda isteksiz olan, ağırdan almayı ve geride kalmayı kazanç zanneden kimseler ise Allah'ın bu desteğinden mahrum kalırlar.

Açık Bir Akıl, Şuur ve Dikkate Sahip Olamazlar

Bunun yanında söz konusu kişiler, ancak samimi iman ile oluşan akla, şuur ve dikkat açıklığına da sahip olamazlar. Kuran ayetlerinden bazılarına uyup, bazılarını uygulamadıkları için Kuran'ın "doğru yola iletici" vasfı onlar üzerinde gereği gibi tecelli etmemiş olur. Biraz müminlerden, biraz da cahiliyeden öğrendikleri mantıklarla hareket eder ve bu yanlış mantıklarını değiştirmedikleri için de hiçbir zaman gerçek bir başarıya ulaşamazlar.

Miskin Bir Yapıda Olurlar

Kalplerindeki şevksizlik, üzerlerinde bir uyku ve gaflet hali oluşturur. İsteksizliklerinden dolayı üşengeç bir yapı gösterir ve yapacakları işi normal süresinden çok daha uzun zamanda yaparlar. Zira ahirete yönelik salih ameller yapmak için yarış halinde değillerdir. Hayır kazanmakta acele etmeye ya da bu konuda fiziksel ve zihinsel bir enerji harcamaya gerek görmezler. Beklenmedik bir durumla karşılaştıklarında, pek çok çözüm bulabilecekleri halde, konuyu bir türlü sonuca ulaştıramazlar.

İşleri Genellikle Verimsiz ve Bereketsiz Olur

Kısacası şevksiz insanların yaptıkları işler genellikle verimsiz olur ve bereketsiz sonuçlar verir. Onlar ortaya çıkan bu bereketsizliğe karşı her ne kadar mazeretler öne sürseler de, olayın perde arkasındaki gerçek, sadece iman etmenin şevkini ve heyecanını yaşamamalarıdır.

Ahirette Pişmanlığı Çok Şiddetli Hissederler

Ancak şunu da hiç unutmamak gerekir ki, bu kimseler sahip oldukları manevi hastalıkla herkesten çok kendilerine zarar verirler. Çünkü dünya hayatında uğradıkları bu kayıpların yanı sıra ahirette de-Allah'ın dilemesi dışında- büyük bir hüsran ile karşılaşacaklardır. O gün onlar ağır davrandıklarına, yarışıp öne geçenlerden olmadıklarına pişman olacak ve Kuran’da bildirildiği gibi, "sorumsuzca yaptıklarımızdan dolayı yazıklar olsun bize" diyeceklerdir.

Ayette şöyle buyrulur:

"Allah'a kavuşmayı yalan sayanlar, doğrusu hüsrana uğramışlardır. Öyle ki, saat (kıyamet günü) apansız onlara geliverince, günahlarını sırtlarına yüklenerek: "Onda (dünyada) sorumsuzca yaptıklarımızdan dolayı yazıklar olsun bize…" derler. Dikkat edin, o işleyip-yüklendikleri ne kötüdür." (Enam Suresi, 31)

Hesap Gününde, Amellerinin Boşa Çıktığını Görürler

Hesap gününde, dünyadayken isteksizce yaptıkları, kaçmaya çalıştıkları ya da ağırdan aldıkları tüm işlerin kendilerine zarar olarak geri döndüğünü göreceklerdir. Allah'ın rızasını kazanmanın önemini anlamazlıktan geldikleri ve gereken çabayı göstermedikleri için tüm amellerinin boşa çıktığına şahit olacaklardır. Kısacası ayette de bildirildiği gibi "çalışmış ama boşa yorulmuş" olacaklardır. Allah bu gerçeği pek çok ayetinde bildirmiştir. Bu ayetlerden birkaçında şöyle buyrulmaktadır:

"İman edenler: "Olanca yeminleriyle elbette sizlerle birlik olduklarına ilişkin Allah'a yemin edenler bunlar mıdır? Onların bütün yapıp-ettikleri boşa çıkmıştır, böylece hüsrana uğrayanlar olmuşlardır." derler." (Maide Suresi, 53)

"İşte böyle; çünkü gerçekten onlar, Allah'ı gazablandıran şeye uydular ve O'nu razı edecek şeyleri çirkin karşıladılar; bundan dolayı (Allah,) amellerini boşa çıkardı." (Muhammed Suresi, 28)

"Şüphesiz inkar edenler, Allah'ın yolundan alıkoyanlar ve kendilerine hidayet açıkça belli olduktan sonra 'elçiye karşı gelip zorluk çıkaranlar', kesin olarak Allah'a hiçbir şeyle zarar veremezler. (Allah,) Onların amellerini boşa çıkaracaktır." (Muhammed Suresi, 32)

"O gün, öyle yüzler vardır ki, 'zillet içinde aşağılanmıştır.' Çalışmış, boşuna yorulmuştur." (Gaşiye Suresi, 2-3)

Ayrıca hesap gününde bu kimselerin amel defterlerini sağdan beklerken soldan almaları tehlikesi de vardır. Onlar dünya hayatında müminlerle birarada olmanın ahirette de onları kurtuluşa ulaştırabileceğini düşünürler. Oysaki daha önce de belirttiğimiz gibi Allah'ın karşısında her insan tek başına hesap verecektir. Yanındaki insanların ne kadar şevkli oldukları ya da ne kadar çok salih amelde bulundukları bir başkası için hiçbir önem taşımayacaktır.

O gün onlar müminlere "... Biz sizlerle birlikte değil miydik?..." (Hadid Suresi, 14) diye sesleneceklerdir. Ancak onlara, "Kendi kitabını oku; bugün nefsin hesap sorucu olarak sana yeter." (İsra Suresi, 14) denilecektir. Böylece yaptıklarını ve yapmayıp geride bıraktıklarını kendileri de bilecek ve alacakları karşılığı hak ettiklerine şahit olacaklardır.

Şevksizlikten Nasıl Kurtulunabilir?

Güçlü Bir Allah Korkusuna Sahip Olmak

Şevksizliğin kökeninde çoğu zaman bir iman zafiyeti olduğunu, bunun ne kadar tehlikeli bir tavır bozukluğu olduğunu kavrayan bir kimse, bu hastalıktan bir an önce kurtulabilmek için Kuran'da gösterilmiş olan tüm yollara uymalıdır. Öncelikle şevkin asıl kaynağının Allah korkusu olduğunu bilmeli ve bu yönde kendisini güçlendirmeli, derin bir tefekkürle Allah'a olan yakınlığını artırmalıdır. Bu konuda hem Allah'a sözlü olarak dua edip yardım istemeli, hem de fiili olarak harekete geçerek her türlü çabayı göstermelidir.

Hiç kuşkusuz böyle bir durumda insanın ilk yapacağı şeylerden biri de düşünmek olacaktır. Zira Allah Kuran'da vicdanı kullanarak düşünmenin insanı doğruya götüren bir yöntem olduğuna dikkat çekmiştir. İnsan Allah'ın varlığını ve büyüklüğünü, insanlar üzerindeki rahmetini düşünmeli, böylece O'nun rızasını kazanmanın önemini kavramalıdır. Aynı şekilde Allah'ın insanı bir amaç üzerine yarattığını, onu denemekte olduğunu da düşünmelidir. Allah'ın her an kendisiyle beraber olduğunu, görmekte ve işitmekte olduğunu bilmelidir. Yaptığı küçük büyük herşeyin Allah Katında saklandığını ve hesap gününde tüm bunlardan hesaba çekileceğini unutmamalıdır. Ölümün ne kadar yakın olduğunu ve insanı hiç beklemediği bir anda nasıl apansız yakalayabildiğini düşünmelidir.

Bunun yanında dünya hayatının ne kadar kısa, ahiret için birşeyler yapabilmenin de ne kadar aciliyetli olduğunu kavramalıdır. Cennetin güzelliğini, cennetteki nimetlerin insana ne kadar büyük bir haz vereceğini tefekkür etmeli ve sonsuzluğu anlamaya çalışmalıdır. Aynı şekilde cehennemin nasıl acı azaplarla dolu olduğunu, orada güzel olan, neşe ve zevk veren hiçbir şeyin olmadığını, -Allah’ın dilemesi dışında- sonsuza kadar bir daha oradan geri dönüşün mümkün olmayacağını düşünmelidir. Dünyada iken kendisine gerçekler anlatıldığı halde düşünüp, gereği gibi önem vermediği takdirde sonsuza kadar yaşayacağı her an nasıl büyük bir pişmanlık duyacağını bilmelidir.

İnsan tüm bunları samimiyetle düşünürse doğru sonuca varır. Böyle bir sonla karşılaşmaktansa; vicdanının sesini dinleyip, iradesini kullanıp harekete geçmenin, şevkle dine sarılmanın çok kolay olduğunu görecek ve kesin olarak kararını verecektir. Zaten üç-beş tane on yılı aşmayan dünyadaki hayatını, Allah'ın rızasını, sevgisini ve rahmetini kazanmaya adar ve Rabbimiz'in vaat ettiği cennete kavuşmak için yarışır.

İnsanın cehenneme gitme ihtimalini bir an için olsun düşünmesi de bulunduğu gaflet halinden silkinip kendine gelmesini sağlar. Çünkü cehennem öyle bir yerdir ki dünyadaki hiçbir pişmanlık oradaki pişmanlığı insana yaşatmaz, hiçbir acı da cehennem azabı ile kıyaslanmaz. Bu nedenle bir insanın Kuran'da bildirilen cehennem ayetlerini okuması, böyle bir yerden kurtulmak için şevkle ve ciddi çaba sarf etmesi gerektiğini görmesini sağlayacak önemli bir yol olur.

Her insan tüm bu gerçekleri düşünmeli, şevksizliğin, dünyaya ve ahirete bakış açısındaki yanlışlıklardan kaynaklandığını bilmeli ve bir an önce ahirete yönelik bir çaba içinde olmalıdır. Olaylar karşısında gösterdiği kayıtsızlığa karşılık bir süre sonra vicdanındaki duyarlılığı tamamen kaybedebileceğini ve kalbinin katılaşabileceğini de göz önünde bulundurmalı ve bu durumdan sakınmak için acele etmelidir. Zira Allah bir Kuran ayetiyle iman edenlere bu konunun önemini şöyle hatırlatmıştır:

"İman edenlerin, Allah'ın ve haktan inmiş olanın zikri için kalplerinin 'saygı ve korku ile yumuşaması' zamanı gelmedi mi? Onlar, bundan önce kendilerine kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun bir süre geçmiş, böylece kalpleri de katılaşmış bulunanlar gibi olmasınlar. Onlardan çoğu fasık olanlardı." (Hadid Suresi, 16)

Bir başka ayette ise Allah, kalbin ve vicdanın daha da katılaşmasına karşı Müslümanları uyarmıştır:

"Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı. Çünkü taşlardan öyleleri vardır ki, onlardan ırmaklar fışkırır, öyleleri vardır ki yarılır, ondan sular çıkar, öyleleri vardır ki Allah korkusuyla yuvarlanır. Allah yaptıklarınızdan gafil (habersiz) değildir. " (Bakara Suresi, 74)

Allah yukarıdaki ayetinde, Allah korkusundan dolayı içinden ırmaklar fışkıran, yuvarlanan taşların örneğini vermiştir. İşte Allah korkusu, tıpkı bu benzetmede olduğu gibi şevksiz kimseleri şevkli hale getirecek ve onların Allah'ın rızasını aramak için hayırlarda yarışmalarını sağlayacak üstün bir ahlaka ulaştıracaktır.

Dünya Hayatının Geçiciliğini Tam Anlamıyla Kavramak

Dünya hayatı, Kuran'da da bildirildiği gibi "göz açıp kapayıncaya kadar" geçer. İnsan burada vicdanını, iradesini belli bir süre kullanacak, sonrasında da sonsuza kadar Allah'ın rahmetiyle rahat edecektir. Fakat sadece "burada nefsimin tutkularını tatmin edeyim" diyerek hak dinden yüz çevirecek olursa, eksikliklerle dolu kısa bir dünya hayatı için sonsuz ve mükemmel ahiret hayatını -Allah'ın dilemesi dışında- kaybeder. Oysa bu, asla değmeyecek bir alış-veriş ve değmeyecek bir seçimdir. Akılcı olan ise dünya hayatında nefsinin peşine düşmeyip cenneti kazanmak için samimi gayret etmektir. Çünkü insan ölüm melekleri ile karşılaştığında dünya hayatında tattığı ve önemli gördüğü zevkleri aklından geçirmeye bile vakti olmayacaktır. Sonrasında ise iman etmeyenler için hesap gününün dehşeti yaşanacaktır.

İnsan ömrünü Allah'a adamışsa, şevkle dine sarılmışsa, bu dehşetten yana korkacak hiçbir şeyi olmayacak, içi rahat ve huzurlu olacaktır. Çünkü amel defteri temizdir. Hiçbir endişeye kapılmadan "... Alın kitabımı okuyun." (Hakka Suresi, 19) diyecektir. Böyle güzel bir sonla karşılaşmak varken ahirette pişmanlık duyulacak davranışlardan kaçınmak hiç kuşkusuz ki en akılcı davranış olacaktır.

Allah, Şevkle Yapılan Amellerin Karşılığını En Güzeliyle Verecektir

Güzel bir sona kavuşmak için insanın yapacağı tek şey, vicdanını kullanıp samimiyetle ve şevkle Kuran ahlakını yaşamaktır. Zaten insanın asıl rahat edeceği, dünyadan gerçek anlamda keyif alacağı hayat şekli de budur. Aksine yani "dünya hayatını daha iyi yaşayayım" diye hırs yaptığında zaten dünyadan da bir zevk alamadığını görecektir.

İman edenler gelmiş geçmiş tüm Müslümanlar arasında Allah'a en yakın insan olabilmek ve eni göklerle yer kadar olan cennete kavuşmak için yarışmalıdırlar. Çünkü Allah ayetlerinde iman edenleri Kendi rahmetine kavuşabilmeleri için büyük bir şevkle hayırlarda yarışıp öne geçmeye çağırmaktadır.

Hiçbir zaman unutulmamalıdır ki, Allah dine şevkle sarılanları ahiretteki dereceleri bakımından üstün tutmuş ve onlara nimetlerle donatılmış cennetlerini vaat etmiştir. Vakıa Suresi'ndeki ayetlerde sonsuz şefkat sahibi olan Rabbimiz iman edenleri şöyle müjdelemektedir:

"Yarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncülerdir. İşte onlar, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır. Nimetlerle donatılmış cennetler içinde; Birçoğu geçmiş (ümmet)lerden, birazı da sonrakilerden. 'Özenle işlenmiş mücevher' tahtlar üzerindedirler. Karşılıklı yaslanmışlardır." (Vakıa Suresi, 10-16)
الرجوع الى أعلى الصفحة اذهب الى الأسفل
 
Ahiret İçin Şevkle Çaba Göstermenin Önemi
استعرض الموضوع السابق استعرض الموضوع التالي الرجوع الى أعلى الصفحة 
صفحة 1 من اصل 1

صلاحيات هذا المنتدى:لاتستطيع الرد على المواضيع في هذا المنتدى
منتديات جوهرة الاسلام :: türk kardeşler için-
انتقل الى: