منتديات جوهرة الاسلام
تسجل معنا بالمجان واحصل على منتدى او موقع

منتديات جوهرة الاسلام

منتدى يأخدك الى عالم المعرفة والاكتشاف في كل المجالات
 
الرئيسيةاليوميةس .و .جبحـثالأعضاءالمجموعاتالتسجيلدخول
المواضيع الأخيرة
فتاوى واسئلة عن الاسلام
افحص جهازك بالمجان
منتدى الزواج الاسلامي
saad lchgar
موقع صباغة الديكور والفيرني
منتدى يسوع
كل البرامج تجدها هنا
جمعية الزهور zohor
ابحت عن عمل
اكبر تجمع عربي على النت
التجارة مع الله
منتدى اسلامي للنساء
ألعب مجانا بدون تحميل

شاطر | 
 

 İSLAM DAVASI DİK DURMAYI GEREKTİRİR

استعرض الموضوع السابق استعرض الموضوع التالي اذهب الى الأسفل 
كاتب الموضوعرسالة
haakan
وسام ذهبي
وسام ذهبي
avatar

ذكر عدد الرسائل : 655
نقاط : 1830
تاريخ التسجيل : 16/07/2009

مُساهمةموضوع: İSLAM DAVASI DİK DURMAYI GEREKTİRİR   الإثنين أغسطس 24, 2009 2:11 pm

Allah’ın adıyla!
Dik durmasını bilmeyenler, dik duramayanlar, eğilip bükülenler, can, mal, makam, mevki ve dünyalık menfaatler uğruna taviz vermeye alışanlar, İslam davasını güdemezler ve İslam davasına hizmet edemezler.
İslam davası, mensuplarından, Tağuti unsurlara karşı dik durmalarını ister. Canlarından, mallarından ve dünyalık menfaatlerinden ferağat gösterebilir ve bunlardan yana taviz verebilirler. Ancak davanın ilke ve değerlerinden, heybet ve kazanımlarından yana taviz vermelerini İslam davası kabul etmez.
Can da, mal da, eldeki imkanlar da İslam davasına feda edilir. Davanın bunlara feda edilmesi ise söz konusu değildir.
Öyle olmasaydı, Kur’an ve hadislerdeki “Allah yolunda mal ve can ile mücadele”, “şehadet”, “hicret”, “zindan” gibi konulardaki emir ve tavsiyeler anlamsız kalırdı.
İslam’ı dava edinmiş her Müslümanın kendisine şu soruları samimice sorması gerekir kanaatindeyim.
Neden İslami mücadele veriliyor?
İslami mücadele neye, kimlere karşı ve nasıl verilmelidir?
Bu konuda İslam’ın bizden istediği ve Rasulullah’ın (sav) ortaya koyduğu pratiğin gerçeği nedir?
Biz, mevcut halimizle bunun neresindeyiz?
Aynı şekilde dava mensubu Müslümanlar; nasıl bir davaya sahip olduklarını, bu davanın kendilerinden neler istediğini, neyin mücadelesini verdiklerini, ne isteyip arzuladıklarını iyi bilmelidirler. Bunun gereklerini nasıl yerine getirebileceklerini, zorluklarını, külfetlerini ve ödeyecekleri bedelleri iyi hesap etmelidirler. İslam düşmanlarını; hangi maskeye büründüklerini, taktiklerini, oyun, hile ve tuzaklarını iyi tanıyabilmeli, doğru teşhis edebilmeli ve görebilmelidirler. Dönemsel, kısa, orta ve uzun vadedeki stratejilerini, içinde bulundukları ortam ve şartları iyi okuyarak ve doğru tespitler yaparak Rasulullah’ın (sav) İslam’a davet metoduna uygun bir şekilde belirleyebilmelidirler. Attıkları ve atacakları adımları ona göre dikkatli atmalıdırlar. Gerek söylemleriyle ve gerekse ortaya koyacakları icraat ve takınacakları tavırlarıyla, İslam davasını özüne ve ruhuna uygun bir şekilde temsil etmeye çalışmalıdırlar. İslam davasına en ufak bir leke ve zarar gelmemesi için azami bir çaba ve gayret içinde olmalıdırlar.
Gerek söylem ve gerek icraatlarıyla ortaya koyacakları pratik;
İslam davasına doğrudan hizmet etmelidir.
İslam davasına toplumda haklılık ve meşruiyet kazandırmaya yönelik olmalıdır.
Dava mensuplarına; korkaklık değil cesaret, çekingenlik değil girişkenlik, pasiflik değil aktiflik, mahcubiyet değil övünç, ümitsizlik değil ümit ve güven duyguları vermelidir.
İslam; hükmedendir, insanın ferdi, ailevi ve sosyal hayatına şekil vermek üzere gönderilmiştir. Dolayısıyla dava mensubu Müslüman, yaşantısını İslam’a uydurarak hayat sürdüğü gibi, toplum hayatının da İslam’a uyması için ortam ve zemin hazırlar, İslam’ı kendi hayatına yada toplum hayatına uydurmaya çalışamaz. İslam’ın hükümlerine uyar, ortamı bu hükümlere uydurmaya çalışır, bu hükümleri ortama uydurmaya çalışamaz.
İslami mücadele varlığının temel sebebi budur zaten. İslam’ın hayata şekil verip hükmeden noktaya gelmesi, İslami mücadele neticesinde olur. Dava mensubu Müslümanın İslami mücadeledeki çaba ve faaliyetleri bu istikamette olmalıdır.
İslam düşmanları; İslam davasını ve dava mensubu Müslümanları her türlü vasıtayı kullanarak sürekli karalıyorlar, kötü göstermeye ve terörle anılır hale getirmeye çalışıyorlar. Yalan ve iftiralarla İslami oluşuma çirkin vasıf ve kötü faaliyetler mal ederek hakkında şüpheler meydana getirmeye ve şaibeli hale getirmeye çalışıyorlar. İstiyorlar ki; toplum İslam davasından soğusun, yanlış, kötü, hatta gayri İslami görsün, mensuplarından korksun, ürksün, çekinsin ve kaçınsın. İslam davasının ve mensuplarının toplumda anıldığı isim, herkesin çekindiği, korktuğu, kaçındığı bir hale gelsin. Bu, aynı zamanda İslam davası ve mensuplarının üzerine gitmek için toplum nezdinde sanal bir meşruiyet de oluşturur. Böylece rejim, İslam davası ve mensuplarının üzerine ne kadar gitse de, ne tür haksız ve hukuksuz operasyonlar düzenlese de sanki hak etmişler gibi ve doğru bir şey yapılıyormuş gibi bir hava oluşur.
Öte yandan, bu atmosfer oluştuğunda, artık toplumdaki bireylerin çoğunluğu İslam davası ve mensuplarına mesafeli duracak, yanaşmayacak, hatta aleyhlerinde oluşacak sözlü yada fiili gelişmelere bilinçsizce taraf olabilecektir. Bu, İslam davasının ve mensuplarının dar bir sahaya hapsolması ve toplum tarafından soyutlanması neticesini getirecek ki, İslam düşmanlarının ulaşmak istedikleri önemli bir hedef budur.
Böyle bir atmosferde, dava mensupları ve özellikle de taban kesiminde cesaret kırılmaları yaşanabilir, çekingenlik ve ürkeklik duyguları ön plana çıkabilir. Bu da, davanın savunulmasında zaaflar meydana getirir, pasiflik oluşturur. Bertaraf edilmediği müddetçe, İslami davanın nispet edildiği isim, vasıf ve faaliyetlerin temelini oluşturan ilke ve yöntemlerden de yavaş yavaş kaçınmalar ve yeni arayışlara yönelmeler başlar. Bu, beraberinde istikamette sapmalar da getirebilir.
Bunların meydana gelmesine ve böyle bir gidişata fırsat verilmemelidir. İslam düşmanlarının kirli faaliyetlerini deşifre edip oyun ve tuzaklarını boşa çıkarmaya, İslam davası ve mensupları etrafında oluşturulan yalan ve iftiralara dayalı şüpheleri bertaraf etmeye ve İslam davasının haklılığını ortaya koymaya çalışmak gerekir. Bir takım sıkıntı, zorluk ve sancılara vesile olsa bile.
Ancak ortaya konacak tavırlara son derece dikkat edilmelidir. Kullanılacak dil ve üslup önemlidir. Dava mensubu Müslümanlar; İslam davasına ve mensuplarına yöneltilen her soruya cevap vermeye, her gürültüye ses çıkarmaya mecbur değildirler. Her hakikati her yerde söylemek zorunda değillerdir. Yerine ve zamanına göre hareket ederler. Zamanı gelmişse ve yeri ise, hakikati izhar eder, gerekeni söylerler, yok eğer zamanı gelmemiş ve yeri de değilse sükut ederler. Fakat asla davaları ve kendi aleyhlerine cereyan edecek söylemlerde bulunmamalıdırlar. Elimizdeki imkan gitmesin, saldırıya maruz kalmayalım, dikkatler üzerimize yönelmesin, eleştiri ve töhmetlere uğramayalım, yasalarla karşı karşıya kalıp hukuki sorunlar yaşamayalım….gibi nedenlerle, dava yanlış stratejilere ve amaç araca feda edilmemelidir.
Bu hususlar, radyo frekanslarındaki yada ses dalgalarındaki ince ayar gibidir, çok dikkatli olunması gereken önemli hususlardır.
Müslümanlar; Allah’ın izniyle sabır ve direnişle bunları kısa sürede atlatabilecek iman gücüne sahiptirler.
Unutulmamalıdır ki; İslami mücadele, sabır ve direnişle istikamet üzere yol alır.
الرجوع الى أعلى الصفحة اذهب الى الأسفل
 
İSLAM DAVASI DİK DURMAYI GEREKTİRİR
استعرض الموضوع السابق استعرض الموضوع التالي الرجوع الى أعلى الصفحة 
صفحة 1 من اصل 1

صلاحيات هذا المنتدى:لاتستطيع الرد على المواضيع في هذا المنتدى
منتديات جوهرة الاسلام :: türk kardeşler için-
انتقل الى: